Evden Çalışmanın Rahat Yıldızı: Neden Pijamayı Seçiyoruz? - Modaludo

Evden Çalışmanın Rahat Yıldızı: Neden Pijamayı Seçiyoruz?

Selam. Almanca konuşulan ülkeler (Almanya, Avusturya…) ile Fransız kaynakları yan yana koyunca ilginç bir şey çıkıyor: Her iki tarafta da aynı şey söyleniyor aslında — homeoffice/télétravail = özgürlük, özgürlük = rahat kıyafet, bunun sembolü de pijama.

Pandemiyle birlikte evden çalışma patlayınca, Almanca sitelerde de, Fransız bloglarında da aynı tartışma dönmüş: “Pijamayla çalışmak üretkenliği düşürür mü?” Bir grup “Çık şu pijamadan, yoksa beynin tatil moduna geçer” diyor, ama hem Almanca kaynaklarda (hörzu.de, frauenboulevard.de, itwelt.at, trendlupe.de) hem Fransızlarda (workinglife.fr, cnews.fr, cosmopolitan.fr, sobusygirls.fr, ladepeche.fr) çok daha baskın bir çizgi var: İnsanlar pijamayı tembellikten değil, evde olmanın verdiği özerklik ve konfor yüzünden seçiyor.

Önce en bariz neden: Konfor, kardeşim. Sabah kalkıyorsun, kahveni alıyorsun, bilgisayarı açıyorsun ve hâlâ o yumuşacık şey üstünde. Almanca yazılarda bu, “homeoffice’in kişisel özgürlük sembolü” diye geçiyor. 

Kimse seni görmüyorsa neden dar pantolon giyesin? Frauenboulevard.de tam bunu söylüyor: Evde, başkalarının bakışından uzak olunca pijama ya da bornozla çalışmak en büyük lüks. Fransız tarafta da aynı: Workinglife.fr “en büyük avantajı rahatlık” diye koyuyor, CNEWS’teki stilist de teleçalışmanın ebeveynlere hareket özgürlüğü verdiğini anlatıyor. Yani ister Berlin’de ol, ister Lyon’da — mesaj aynı: “Evdeyim, istediğimi giyerim.”

Ama mesele sadece fiziksel rahatlık değil. Mental taraf iki dilde de çok konuşulmuş. Almanca kaynaklarda Woolcock Institute’a dayanan araştırmada evden pijamayla çalışanların bir kısmı “daha üretken hissediyorum” diyor; çünkü ortam hafta sonu gibi, stres daha az. Trendlupe.de bunu “kıyafet seçimi zihni etkiler” diye açıklıyor: Rahat kıyafet odaklanmayı kolaylaştırıyor. Fransızlarda da Cosmopolitan bu duyguyu “kendine sarılmak gibi” diye anlatıyor; Arthur’un blogu da pijamanın teleçalışmayı sıcak ve ev hissinde tuttuğunu söylüyor. Yani pijama aslında küçük bir “kendime iyi davranıyorum” sinyali.

Tabii burada ince bir çizgi var. Hem Almanca hem Fransız kaynaklarda şu uyarı geçiyor: “Aşırıya kaçma.” Çünkü bazı çalışmalarda (mesela Almanca tarafta fitbook.de’ye atıf yapılan yerde) bütün gün pijamayla kalanların bir bölümünün kendini daha mutsuz hissettiği de yazıyor. Fransızlarda da Image Nouvelle’deki koç, kıyafetin beyni yönlendirdiğini, çok gevşek olursa “iş-ev sınırının” kaybolduğunu söylüyor. Yani tarif şöyle:

  • pijama = konfor,

  • konfor = stres düşer,

  • ama sürekli pijama = sınırlar bulanık, moral bazen düşebilir.
    Bu yüzden iki tarafta da öneri aynı: “Arada bir şıklaş, ama keyfini de çıkar.”

Zaman ve para tasarrufu kısmı da iki dilde ortak. Almanca kariyere odaklı sitelerde (karriere.at) pijamanın sabah rutinini kısalttığı, ofis kıyafeti masrafını azalttığı söyleniyor. Fransız M-apply.fr de aynı şeyi yazmış: Teleçalışmada pijama, giyim masrafını düşürüyor. Hele çocuklu, yoğun ev ortamlarında bu esneklik altın değerinde. Üstüne bir de herkesin bildiği o taktik var: “Yukarı şık, aşağı pijama.” Video toplantılar hariç, kimse alttakini görmüyor zaten.

Gelelim üretkenlik tartışmasına. Almanca tarafta ITWelt’te geçen araştırma, pijamanın üretkenliği otomatikman düşürmediğini söylüyor; hatta konfor sayesinde bazıları daha iyi çalışıyor. Fransız tarafta sobusygirls.fr’nin aktardığı Avustralya araştırması da aynı şeyi diyor: Pijama tüm günü bitirmiyor, tam tersine iyi ruh halini artırıyor. Vanity Fair Fransa da “tüm gün pijamayla olabilirsin ama moraline dikkat et” çizgisinde. Yani iki bloktan da çıkan sonuç şu: “Pijama tembelleştirir” lafı otomatik değil; kimde nasıl bir zihinsel çağrışım yaptığına bağlı. Kimi için dinlenme sinyali, kimi için “evimdeyim, güvendeyim, odaklanabilirim” sinyali.

Bir de trendleşme boyutu var. Fransız kaynaklarda “chic pyjama / homewear” yükseliyor; Angarde, Loela gibi markalar rahat ama şık parçaları övüyor. Almanca tarafta da startup kültüründe, yaratıcı işlerde esnek giyim zaten kabul görmüş durumda — “önemli olan çıktın, kıyafetin değil.” Bu da pijamayı sırf “evde miskinlik”ten çıkarıp “modern çalışma özgürlüğünün parçası” haline getiriyor.

Psikolojik çerçeve de iki tarafta benzer kuruluyor: Kıyafet beyni etkiler. Normalde pijama = dinlenme. Ama homeoffice/télétravail bu sınırı zaten bulanıklaştırdı. Ev = iş = hayat aynı mekânda. Dolayısıyla pijama da yeni rol aldı: “Ben aynı anda hem evdeyim hem çalışıyorum”u sembolize eden kıyafet oldu. Bu yüzden bazı psikologlar “işle evi ayırmak istiyorsan bazen değiştir” diyor, ama “ben evdeyim, ayırmak istemiyorum” diyenler için pijama tam isabet.

Sonuç olarak:

  • Konfor (iki dilde de en güçlü argüman)

  • Özgürlük ve kendini ifade (kimse görmüyor → istediğini giy)

  • Zaman ve para tasarrufu (sabah daha kısa, kıyafet masrafı daha az)

  • Moral ve iyi hissetme (kendine sarılma hissi, sıcaklık, evde olma duygusu)

  • Ama arada kıyafet değiştir ki sınırlar tamamen erimesin.

Yani işin özünde Almanca da Fransızca da aynı şeyi fısıldıyor: “Evden çalışmanın yıldızı pijama çünkü hayatı kolaylaştırıyor.” Sen de pijamacıysan suçluluk duymana gerek yok. Sadece arada kameraya çıkacağın günler için üstünü değiştir, bazen de kendine “bugün pijama değil” diyerek ritim ver. Ne dersin — yarın yine pijamayla mı başlıyoruz? 😌🩷

Henüz rahat bir pijaman yok mu ? 

Modaludo Pijama Bulma Robotumuzu Deneyin ve Teninize En Uygun Pijamayı Bulun  : Pijama Bulma Robotu

2026 Sezonu En Güncel Modasına Uygun Pijamalarımızı Görmek İçin Tıklayınız.

Bloga dön

Yorum yapın